Polestar'ın yeni iç tasarım felsefesi: minimalizm yumuşuyor
Polestar, Tesla tarzı minimalizmden uzaklaşıyor. Fiziksel düğmeler ve renk seçenekleri geri geliyor. Yeni modellerde daha kullanıcı dostu bir deneyim.
Polestar, iç tasarım felsefesinde önemli bir değişim hazırlığında. Marka, birkaç yıldır süren Tesla tarzı minimalizmin sürücüleri yormaya başladığını kabul ediyor. Bu tasarım anlayışı, tek bir hakim tablet ekran, temiz yüzeyler ve neredeyse hiç fiziksel kontrol elemanı ile karakterize ediliyordu. Menülerin derinliklerine gömülmüş arayüzler artan eleştirilere konu olurken, şirket fiziksel düğmelerin geri döneceğini teyit ediyor.
Bugünün Polestar 3 ve 4 modelleri temelde merkezi ekrana bağımlı durumda. Polestar 4'te sürücü, sadece direksiyondaki kontroller, koltuk ayarları, orta konsoldaki birkaç mekanik eleman ve dokunmatik ekran aracılığıyla her şeye erişebiliyor. Baş tasarımcı Philipp Römers, markanın yola odaklanmayı bölmeden dokunarak çalıştırılması gereken işlevleri geri getirmesinin önemli olduğunu vurguluyor. Hangi elemanların ekleneceği henüz açıklanmadı, ancak eğilim net: minimalizm yumuşatılacak.
Değişimin ikinci yönü ise iç mekan renk seçeneklerinin genişletilmesi. "İki ya da üç sade seçenek" politikası, daha çeşitli bir palete yerini veriyor. Polestar'ın müşteri kitlesi, Audi, BMW ve Mercedes'in premium müşterilerinden yaklaşık on yaş daha genç. Bu da canlılık ve kişiselleştirme beklentisi anlamına geliyor. Android Automotive sistemi de güncellenecek. Üretici, daha fazla özelleştirme imkanı ve gelişmiş mantık sözü veriyor.
Ancak hızlı değişimler beklenmemeli. Arkasında camlı "station wagon" tasarımıyla güncellenen Polestar 4 mevcut kabini koruyacak. Aynısı, grand tourer Polestar 5 için de geçerli. Yeni yaklaşımı sergileyecek ilk araçlar, gelecek yıl için planlanan ikinci nesil Polestar 2 ve 2027'de beklenen yeni Polestar 7 olacak. Polestar 7, Polestar 3'ün bir basamak üzerinde konumlandırılacak.